Psoriasis ( Ps. ), keskin sınırlı ve eritemli papüller ve plaklar üzerinde yerleşen parlak, sedefî beyazlıkta skuamlarla karakterize nedeni bilinmeyen atak ve remisyonlarla seyreden kronik bir deri hastalığı olup dermatologların en sık karşılaştığı hastalıklardan biridir.
Epidemiyoloji
Tüm dünyada rastlanır. İnsidansı değişik ırklara, yerleşim yerlerine ve çevresel etmenlere göre değişir. İnsidansı Japonlar ve Eskimolar'da düşük olup Kuzey Amerika Yerlileri'nde hemen hemen görülmezken, Faroe Adaları'nda populasyonun 2.8%'inde Ps. bulunur.
%1.0-1.4---->USA
%1.4-2.9----> Kuzey
Avrupa
Özetle toplumun 1-2%'sini etkileyen bu hastalık, her iki cinsi eşit tutsa da genç populasyonda kadınlarda erkeklere oranla biraz daha fazla görülmektedir .
Hastalık yaşamın herhangi bir döneminde başlayabilir. Araştırmalarda Ps.'in iki piki tesbit edilmiştir. İlk pikini erkeklerde ortalama 29, kadınlarda ortalama 27 yaşlarında yapar. Başka bir çalışmada bu 16-22 olarak verilmektedir. Geç dönem pikini ise 57-60'larda yapar. Erken başlangıç olan hastalarda ( 15 yaştan önce ); daha şiddetli hastalık, tedaviye daha iyi cevap ve daha fazla aile hikayesi vardır.
Etyoloji ve Patogenez
Genetik Predispozisyon
Bir ebeveynde Ps. (+) ----> Çocuklarda 8.1% Ps. (+)
Her iki ebeveynde Ps. (+) -----> Çocuklarda 41.0% Ps.
(+)
Monozigotik ikizler arasında yüksek insidans. ( Monozigotiklerde 65%, Dizigotiklerde 30% )
*** ? Tek gen OD geçiş.
? Birden fazla tutulumu olan polygenetik kalıtım.
Sık asosiye olduğu HLA grupları :
En kesin birliktelikHLA CW6
iledir. Bu HLA fenotipini taşıyan kişilerde Ps. gelişimi için göreceli risk
normalin 9-15 katıdır. HLA B17
ve HLA B13 taşıyan hastalarda hastalığın
daha erken başladığı
ve daha ciddi
seyrettiği gözlenmiştir. Guttat Ps.,HLA CW6 ve HLA B17 ile daha sıktır.
Generalize Püstüler Ps. ise HLA B27
ile daha sıktır.
Ps.'li ailelerde HLA fenotiplerinin haritalanması, genetik yapıyı ortaya çıkarması yanında, Ps. ve artrit arasındaki bağlantıyı da destekler.
Çevresel faktörler de etyolojide rol oynamaktadır.
Patogenez
Kutanöz onarım ve inflamatuar defans mekanizmalarında yer alan birkaç sistemin bu hastalığın oluşumuna katıldıkları görülmektedir.
KERATİNOSİTLER:
Psoriatik derinin karakteristik özelliği hiperproliferasyondur. Ps.'li hastaların tutulan derilerinde epidermal hücre (hc) siklüsünün 8 kattan daha fazla kısaldığı görülmüştür. Proliferatif hc populasyonunda 2 kat artış vardır. Epidermisin germinatif hc'lerinin 100%'ünün büyüme döngüsüne girdikleri görülür. Normal deride bu oran 60-70%'dir. Tutulmayan deride de anlamlı derecede ( yaklaşık normalin 2 katı ) değişmiş epidermal proliferasyon gözlenmiştir.
Tablo :
Psoriasiste Epidermis:
Normal
Psoriasis
Mitoz
~0.4%
~2.5%
DNA Sentezi
~3-5%
~20-25%
Hc Siklusu
~457 sa.
~37.5 sa.
Transit Zamanı
~28 gün
~3-4 gün
Hc Metabolizması
Normal
Büyük oranda ARTMIŞ
Glikojen
(-)
(+++)
Yapısal Proteinler
Normal
AZALMIŞ
Bu karışıklıkların bir sonucu olarak, korneositlerde değişiklikler tanımlanmıştır (artan büyüklük ve artan yapışıklık gibi). Bu değişiklikler doğrudan patognomonik büyük skuamlardan sorumlu olabilirler.
Aşırı epidermal proliferasyon tek başına bir Ps. lezyonuna neden olmaz. Hc'sel büyüme ve diferansiasyonun kontrol edilmesinde onkogenler önemlidir. Düzensiz onkogen ekspresyonunun ve hatta onkogen mutasyonunun epidermal proliferasyonunun moleküler bazını oluşturacağı düşünülmüşse de psoriatik lezyonlarda C-myc, C-fos, C-jun, C-erb B, C-Ha-ras ve Ki-ras gibi proto-onkogenlerin arttığı tesbit edilmekle birlikte, bunların primer patogenezde önemli rol oynamadıkları sanılmaktadır. Aksine, psoriatik epidermiste keratinositlerde proliferatif etki gösteren TGF-a
'nın ekspresyonunun arttığı gösterilmiştir.
İMMUN SİSTEM:
İmmun sistemin etkili olduğunu düşündüren kanıtlar :
Ps. ile MHC arasındaki birliktelik.
Psoriatik lezyonlar içerisinde çok sayıda T Hc'sinin varlığı.
Langerhans Hcleri ve Makrofajların sayısı ve dağılımındaki değişiklikler.
Psoriatik keratinositler üzerinde adezyon moleküllerinin immun bağımlı ekspresyonu.
İmmunomodülatör tedavi modalitelerinin antipsoriatik etkileri.
TH2 ilişkili hastalıkların ( Atopik Dermatit, Ürtiker ) göreceli yokluğu ; TH1 ilişkili bir hastalığı destekleyen lenfokin profilinin varlığı.
HLA Antijenleri:
Erken Başlangıçlı Ps. = HLA CW6, B13, B17, BW57
Geç Başlangıçlı Ps. =HLA CW2, B27
Ps.'li hastalarda belirli Class-I alellerinde artış, bu alellere bağlanan antijenlerin patogenezde yer alabileceğini destekler.
T Hücreleri:
Baskın olarak üst dermal pleksus damarları çevresindedirler. Dermal T Hc'lerinin çoğu CD4(+) T Hc'leridir ve bellek T Hc'si maturasyon alt grubuna aittirler. Bellek CD4(+) Hc'lerinin baskınlığı Ps. için spesifik değildir, muhtemelen bu alt grubun spesifik adezyon ve migrasyon özelliğine bağlıdır.
Antijen Sunan Hücreler:
Langerhans Hc'lerinin tutulmamış psoriatik deride etkilenmemiş oldukları, fakat erken lezyonlarda papiller dermise göç ettikleri görülür. Fagositik makrofajlar, dermis içinde artarken; epidermis içinde görülmezler.
Adezyon Moleküllerinin Ekspresyonu:
Psoriatik keratinositler; IL-1, TNF-a, IF-g gibi sitokinler tarafından düzenlenen çeşitli adezyon molekülleri ( HLA Class-II Molekülleri, ICAM-1, VLA-3, VLA-5, VLA-6, ... ) eksprese ederler.
Granülositler:
Granülositler ile dolu spongioform
mikroabselerin( MUNRO
MİKROABSELERİ )
formasyonu Ps. için bir göstergedir. Psoriatik lezyonlarda bu hc'lerin varlığı
değişkendir ve hastalığın aktifleşmesi ile daha
belirgin hale gelirler. Ultramikroskopik olarak;
bu hc'lerde degranülasyon yoktur, kemotaktik
uyarıya cevap olarak göç ederken sağlam kalırlar.
Sabit Hücreler:
Endotelyal Hücreler :
Dermal kapiller endotelyumdaki değişiklikler, primer defekt yeri olarak etki gösterebilir. Ps.'li hastaların tutulmamış derilerinde endotelyal "gap"ların olduğu kapillerler görülürken, bu yapılara lezyonun içinde daha sıklıkla rastlanır. İlerlemiş lezyonlarda dilate kapillerlerde endotelyal hc'lerin proliferasyonu en belirgin özelliktir.
Mast Hücreleri:
Mast Hc yoğunluğu, normal insanların derisi veya tutulmamış deri ile karşılaştırıldığında, lezyonlu deride artmıştır. Tutulmamış deri travmatize edilirse, psoriatik lezyon belirmeden önce mast hc sayısı artar. Kortikosteroid kesilmesinden sonra tekrarlayan Ps.'de papiller dermiste lokalize mast hc'lerinin degranülasyonu en erken değişiklikler arasında gösterilmiştir.
Fibroblastlar:
Haklarında Ps.'teki etkileri açısından az şey bilinen fibroblastların sitokinler ve lipid mediatörler için potent bir üretici olduğuna dair kanıtlar mevcuttur.
Lipid Mediatörler:
Lökotrienler:
Nötrofiller için kemotaktik olan LTB4 psoriatik lezyonlarda yüksektir. LTC4, persistan eritem ve endürasyon oluşturur. Lökotrienleri oluşturan Lipooksigenaz enzimi psoriatik lezyonlarda oldukça yükselmiştir. 5-Lipooksigenaz'ı bloke eden ilaçların ( BENOXAPROFEN, LONAPANELEN ) antipsoriatik aktivite gösterdiği gözlenmiştir.
PAF:
Psoriatik skuamlardan idendifiye edilmiştir. PAF, deride vaskuler permeabilite, inflamatuar hc'lerin kemotaksisi gibi proinflamatuar olayları indükleme yeteneğine sahiptir. Biosentezi IL-1 tarafından indüklenir.
Peptid Mediatörler:
Kompleman Ürünleri:
C5a, psoriatik skuamlarda anlamlı derecede artmıştır.
Sitokinler:
IL-1a aktivitesi Ps.'de belirgin azalırken IL-1b konsantrasyonu artar. IL-6 ve IL-8 de psoriatik deride oldukça yüksek seviyelerde gözlenir. TGF-a'nın keratinosit proliferasyonu üzerinde belirgin uyarıcı etkisi vardır. Psoriatik deride anlamlı derecede artar .
*** IL-1 : İnflamasyon ile ilişkili hc'sel prosesleri aktive eder.
IL-6 : Travma ve infeksiyona karşı yanıtta majör mediatör.
IL-8 : Potent bir nötrofil kemoatraktandır.
TGF-a : Angiogenez ve yara iyileşmesinin artırılması gibi multiple biolojik aktiviteye sahiptir.
Poliaminler:
Poliaminler tüm sistemlerde hc proliferasyonu için önemlidir. Ps.'li hastaların tutulan ve tutulmayan derilerinde poliaminler artarlar. Biosentezlerinde kilit enzim olan Ornitin Dekarboksilaz aktivitesi artmıştır.
İkincil Haberciler:
c-AMP ¯
, c-GMP
ve c-AMP/c-GMP ¯
Proteazlar:
Proteazlar hc proliferasyonunun önemli düzenleyicileridir. Kompleman kaskadı aracılığı ile inflamatuar mediatörleri üretme yeteneğine sahiptirler. Psoriatik lezyonlarda artan önemli proteazlar, doku plazminojen aktivatörü ve insan lökosit elastazıdır.
Ps.'li hastaların 30%'unda native DNA'ya karşı IgG tipi otoantikorlar, 20%'sinde IgM tipi otoantikorlar daha fazla bulunmuştur.
Ps.'li hastalarda Selenyum ortalama plazma seviyeleri 25% azalmış olarak tesbit edilmiştir.
Ps.'li hastalarda, kontrollere göre, stresör uyarılara karşı daha yüksek Adrenalin değerleri, daha düşük Kortizol ve DHEA-SO4 plazma konsantrasyonları tesbit edilmişdir. Hastalarda pituiter-adrenal aktivite azalmıştır.
Şiddetli Ps.'li hastalarda tesbit edilen düşük serum 1,25(OH2)D Vitamini konsantrasyonu, psoriatik deride gözlenen hc maturasyonundaki bozulma ve hiperproliferasyon için önemli olabilir.
Ps.'li hastaların plazmasında oksiradikallerin aracılık ettiği klastojenik faktörler artmıştır. Bunlar, kromazomal kırıklara neden olurlar.
Klinik
Provakasyon ve Exacerbasyon:
Travma:
Koebner ve Ters Koebner Fenomeni
Çeşitli fizik, kimyasal ve biolojik travmalar yeni Ps. lezyonlarının oluşmasını kamçılıyabilir. Travmadan 7-14 gün sonra Ps. lezyonlarının oluşmasına; Koebner Fenomeni ( İzomorfik Reaksiyon ) denir.
Travmayı takiben lezyonların gerilemesine ise Reverse-Koebner Fenomeni denmekte olup, bu ikisi aynı vakada bir arada bulunmaz.
Eksojen: Kesiler, Akupunktur, Yanıklar, Böcek Sokmaları, Donmalar, Basınç, Radyasyon, Deri Greftleri, Cerrahî, Aşı, Deri Testleri, Dövme, ...
İnfeksiyonlar:
Akut
Guttat Ps., sıklıkla Akut Streptekok İnfeksiyonlarını takibeden
1-2 haftada meydana gelir. Strep. yine diğer formların exacerbasyonunda
da rol alabilmektedir.
Strep. Pyogenes
İzolasyonu:
Guttat Ps. : 26%
Plak Tipi Ps.'in Guttat Alevlenmelerinde :
14%
Kronik Ps'li Hastalarda : 16%
Kontrol Grubu : 7%
Tedavisi:RIF + Penisilin / Eritromisin oldukça etkili.
HIV bir diğer
tetikleyici faktör olabilmektedir. HIV(+)'lerde görülme sıklığı 1.3-2.0%
olarak verilmektedir. Lokalize, guttat ve büyük
plaklı olabildiği gibi diffüz ve oldukça sık olarak palmoplanter
keratoderma ile birliktedir. Prognozu
oldukça kötüdür ve mekanizması belli
değildir ( Langerhans Hcleri ¯
¯
).
Özellikle içki içen genç ve orta yaş erkek hastalarda daha ciddî seyreder. Bunun sebebinin tedaviye uyumsuzluktan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bunun yanında stress de etkili olabilmektedir.
Yapılan bir çalışmaya göre sigara ile Ps. birlikteliği Palmoplanter Püstülozis ve Kronik Plak tipi Ps. ile artmış bir risk içermektedir.
KLİNİK ÖZELLİKLER:
Ps'in Klinik Sınıflaması:
Non-Püstüler
Psoriasis Vulgaris
- Erken Tip ( Tip I )
- Geç Tip ( Tip II )
Psoriatik Eritroderma
Püstüler
Palmoplanter Püstülozis
Püstüler Ps.( Anuler Tip )
Von Zombusch Sendromu
Acrodermatitis Contunua
İmpetigo Herpetiformis
Başlangıcın Karşılaştırılması:
Kadınlarda erkeklerden önce ( 108 yaşında dahi başlangıç bildirilmiş ).
Akut Guttat Ps.: Çocuk ve genç erişkinlerde.
Diğer Ps. Formları: 4. dekattan önce.
Palmoplanter Püstüler Ps. erişkin yaşamından önce oldukça nâdir.
Post travmatik form: Genç, atletik erkekler.
Fleksural lezyonlar: Obes, orta yaş vakalar ya da intertrigodan önce.
Kasık, perineal ya da perianal bölgelerle sınırlı Ps.: 20-50 yaşlarındaki erkekler.
Belirli Klinik Bulgular:
Tipik lezyon karakteristiktir. ( Keskin sınırlı, pembe-kırmızı eritemli bir papül veya makül üzerinde yerleşmiş , sedefî-beyaz parlak skuamlarla kendini gösterir. )
Koebner / Ters Koebner Fenomeni ( Travmaya uğrayan yerlerde Ps. lezyonlarının çıkması / iyileşmesi. )
Woronoff Halkası ( İyileşen bir Ps. plağının periferinde normal deriden açık renkte bir halka şeklinde görülür. Daha sonra normale dönerler. )
Signe de la Tache de Bougies ( Mum Lekesi Belirtisi - Skuamlar künt bir cisimle kazınırsa kuru beyaz lamellar halinde dökülür. à
Parakeratoz )
Auspitz's Sign ( Noktavî Kanama Belirtisi - Kazıma sürdürülürse küçük, kırmızı noktacıklar halinde kanama odakları görülür. à
Papillomatoz)
Yaygın Kronik Stabile Plağın Morfolojisi:
Yaygın eritem parlak kırmızıdan turuncu kahverengine kadar değişir.
Diğer ( Goeckerman"Katran", Ingram"Dithranol", Tırnak Tedavisi, Özel Scalp Tedavisi, Hasta Eğitim Seansları, Hospitalizasyon vb. )
LOKAL TEDAVi
KATRAN:
Standardize edilmesi imkansız olan katranlar antimitotik aktiviteye sahiptir.
2-5% saf katran olarak günlük uygulama.
Katran banyosu ve UV ışığı ile kombine kullanılabilir.
Katran tek başına, tek başına UVB kadar etkilidir.
Kömür katranı deriyi UVA'ya karşı sensitize eder (UVB ile yapmaz), fototoksik olabilir.
5% kömür katranı ve dithranol kombinasyonu, tek başına dithranol'den etkin bulunmuştur (kısa dönem tedavide).
En yaygın yan etkisi folikülittir.
Deri kanseri riski, yüksek doz güneş ışığı veya UV+kömür katranı uygulanan psoriatik hastalarda önemli oranda artmaktadır. Bu UVB'nin dozu ile ilişkili olabilir.
Kontrendikasyonları:
Eritrodermi/Generalize Püstüler Ps.
Folikülit zemini
Ciddi akne
Goeckerman Yöntemi:
Vazelin içindeki 2-5%'lik kömür katranı lezyonlar üzerine günde üç kez uygulanır. İlaç ertesi gün, bitkisel ya da madenî bir yağla silinir. Daha önce saptanan minimal eritem dozunda UVB'ye tabi tutulur. Canlı kırmızı bir eritem oluşana dek, %20 artırılarak tedavi sürdürülür.
Dithranol( Antralin):
Katran BanyosuSuberitem UVBDithranol Paste(Kombine tedavi tek başına tedaviden daha iyidir.)
Dithranol, baş ve boyun, fleksural bölgeler veya genital bölgeler açısından, yayılmaya eğilimli olduğu ve çok irritan olduğu yerlerde uygun değildir.
Kısa Kontakt Terapi ( 10 dk/gün ), effektif olabilir ve daha az irritanttır.
Sistemik toksisitesi yoktur.
Kahverengi leke bırakır.
YE: Folikulit, Akut Kontakt Dermatit.
Ingram Yöntemi:
Lezyonların üzerindeki skuamlar kaldırıldıktan sonra suberitem dozda UVB verilir ve lezyonların üzeri 0.05-0.1% Dithranol/Antralin ile kaplanır. 18-22 saatte bir işlem tekrarlanır. UVB dozu zamanla artırılırken kullanılan ilaçların dozu 0.25-0.5%'e çıkılabilir. Anthralin'in vazelindeki 2-3%'lük preperatının 10-30 dk. tatbiki kısa süreli kontakt tedavi ( AMEST ) adı ile adlandırılmaktadır. Tedavi sonunda ilaç sabunlu su yıkanır.
Topikal Steroidler:
Baş-boyun, fleksural ve genital bölgeler için tercih edilir. Bunun yanısıra unstable, eritrodermik ve Generalize Püstüler Ps.'de katran ve dithranol'e tercih edilir.
Uygulama ve temizleme kolaylığı, irritasyon yapmaması ve deri ve kumaşları boyamaması avantajıdır.
Topikal Steroidler oklüzyon tarzında saçlı deri, el ve ayaklarla diğer bölgelerin inatçı Ps.'lerinin tedavisinde kullanılabilir.
Plazma kortizol düzeyleri potent preperatlarda ya da yüksek dozlarda kolaylıkla suprese olur.
İntralezyonel olarak; Triamcinolone Hexacetenide ( 5mg/ml ) ya da Triamcinolone Acetonide ( 10 mg/ml ), lokalize Ps. lezyonlarında intradermal olarak uygulanabilir. Genellikle inatçı el ve sırt lezyonlarında, şiddetli küçük ya da likenoid lezyonlarda kullanılır.
Topikal Steroidler; keratolitiklerle, dithranol, katran ile kombine edilebileceği gibi PUVA veya UVB ile de kullanılabilir.
Vitamin D Analogları ( Calcipotriol ve Tacalcitol ):
Reseptör ilişkili ( Nüklear yerleşimli bir reseptör olan Vitamin D Reseptörü ) etkisi ile keratinositlerin büyüme ve diferansiyasyonuna etkilidir.
VDR; deride keratinositlerde, Langerhans hc'lerinde, melanositlerde, fibroblastlarda ve endotelyal hc'lerde tesbit edilmiştir.
Tedavi süresince, lezyonel derinin bazal keratinositlerinde VDR ekspresyonunda artış olur.
Vitamin D3 analoglarının çeşitli nongenetik etkileri vardır:
cGMP birikimi.
Fosfolipaz C'nin birikimi.
İntercellüler Serbest Ca++ düzeyinde artış.
Langerhans hc'lerinin sayısını ve fonksiyonlarını, monosit HLA DR expresyonunu, monosit antijen prezentasyonunu, T Lenfosit proliferasyonunun monosit promosyonunu azaltır.
İnfiltre olan hc'lerde ICAM1, LFA1, ELAM1 ve lenfositlerde VLA3, VLA6 gibi hc adezyon moleküllerinin ekspresyonu kalsipotriol ile azaltılır.
T Lenfositlerinden ve endotel hc'lerden IL2 ve IL6 üretimini ve IL1'in indüklediği T Lenfosit proliferasyonunu baskılar. Doz bağımlı şekilde, keratinosit derive IL8 seviyesini azaltırken, IL10 seviyesini artırır.
PNL'lerden Araşidonik Asit salınımını inhibe eder, ayrıca PNL göçünü de baskılar.
Çocuklarda da güvenle kullanılabilir. ( 45 gr/hafta/m2 )
Özellikle yüzde olmak üzere, lokal irritasyon20% oranında gözlenir. Sistemik olarak Kalsiyum homeostazisine etkilidir. Hiperkalsiüri ve hiperkalsemiye neden olabilir. Bu yan etki, erişkinlerde 100 gr/hafta/m2ya da 50gr/hafta/m2kullanıldığında gözlenmemiştir. Daha fazla alan hastalarda Ca++ düzeyinin yanısıra PTH düzeyi de moniterize edilmelidir.
Teratojen olmamakla birlikte gebelerde kullanımı önerilmemektedir.
YE:Hiperpigmentasyon, elbisenin kaldırılması ile ağrı, Köbner Fenomeni, kötü koku.
Sınırlı Ps. tedavisinde kullanılır.
FOTOTERAPİ:
UV dalgaları elektromanyetik spektrumda 13.6-400 nm arasında yer alır.
13.6-180 nm arasındaki ışınlar pratikte yok kabul edilirler.
290 nm altındaki dalga boylu ışınlar UVC olarak adlandırılır ve Ozon ve su buharı tarafından absorbe edilmeleri nedeniyle yeryüzünde fazla bulunmazlar.
UVB ( 290-320 nm )
UVA ( 320-400 nm )
Güneş ışığında (+).
Güneş ışığında (+).
Epidermise penetre olur. ( İlk 0.03
mm'de 90%'ı
absorbe edilir. )
Dermise penetre olur ( 0.06 mm'de 37%'si
absorbe edilir. )
Biyolojik olarak aktif.
Biyolojik etki zayıf.
Korunma derinin üst tabakasının kalınlaşması ile.
Korunma derideki melanin miktarının artması ile.
UVA'dan 1000 kat daha potent.
UVB'den 1000 kat daha az potent.
Deriyi yakabilir.
Deriyi yakabilir.
UVB ertemi 4-6 saatte görülür.
UVA'nın eritemi 12-24
saatte görülür.
Eritem piki 12-18 sa.
Eritem piki 48-96 sa.
Eritem 24-48 sa. sürer.
Eritem birkaç hafta sürebilir.
Orta eritem ( pembelik ) Ps.'e faydalı.
Derinin pembeliği Ps.'e az etkilidir.
Ps.'de kendisi terapötiktir.
Psoralen ile birlikte terapötiktir.
Kağıt, giysi, opak plastik ile bloke edilebilir.
Kağıt, giysi, opak plastik ile bloke edilebilir.
Cam ile bloke edilir.
Camı geçer.
Yapay UVB kullanımı
için doktor izni gerekmektedir.
UVA kullanımı için doktor
izni gerekmez.
UVB:
UVB esas olarak epidermal keratinositler ve Langerhans hclerini etkilerken UVA ilave olarak dermal fibroblastlar, dermal dentritik hücreler, endotelyal hücreler, dermisteki T Lenfositler, Mast Hc'leri ve Granülositleri de etkilemektedir.
UVB absorbe edilince, DNA'nın Primidin bazlarında Siklobütil Primidin Dimerleri gibi foto ürünler oluşur. DNA yapısında oluşan bu foto ürünler hc proliferasyonunu engeller.
UVB sonrası keratinositler hasara uğramaktadır ve diskeratotik hücreler gözlenir.
UVB, keratinosit derive sitokinlerin, nöropeptidlerin ve prostanoidlerin üretim ve sekresyonlarını uyarabilir.
UVB ayrıca, T hc'lerinden INF-g sentez ve sekresyonunun inhibisyonu gibi proinflamatuar sitokinlerin üretimini baskılayabilir.
UVB, keratinosit derive IL-1'in Tip I ve Tip II reseptörleinin ekspresyonunu düzenlemektedir.
UVB de UVA gibi apoptozisi indüklemekde oldukça etkilidir. T Hcleri, keratinositler ve monositlerle karşılaştırıldığında apopitozise daha hassastırlar.
Ps.'li hastalarda anormal olan Vitamin D metabolizması UVB ile değiştirilebilir.
295 nm altındaki dalga boylarında herhangi bir iyileşme görülmemiştir.
UVB'ye karşı tolerans gelişebilir. Bunda rol oynayan olaylar epidermal kalınlaşma ve pigmentasyondur.
SUP ( Selektif UV Fototerapi ) Avrupa'da kullanılan 300-320 nm arasındaki oldukça etkili UV kaynağıdır. Bu dalga boylarının altındakiler daha karsinojeniktir.
Low Intensity SUP-LISUP: Evde kullanılır.
Floresans Lambalarının az ve ihmal edilebilir UVC saldıkları bilinmektedir.
YE:
Hipersensitivite ( İlaç anamnezi mutlaka alınmalı- Lokal hiperemi, bül, ağrı, ateş )
Senil Katarakt, Konjunktivit
Herpes Simpleks başta olmak üzere çeşitli infeksiyonları presipite edebilir.
Pruritus
Foto-yaşlanma ve foto-karsinogenez
Kontrendikasyonları: Mutlak kontrendikasyonu yoktur.
Yaş<12
Düşük zeka seviyesi, koopere olamayan hastalar
Gebelik ve laktasyon
Fotosensitif hastalık varlığı
Fotosensitivite varlığı
Epilepsi
Kalp hastalığı hikayesi
Daha önce Arsenik veya ionize radyasyonla temas öyküsü
Premalign ya da malign deri tm.'ü hikayesi
UVB tedavisi süresince herhangi bir laboratuar incelemesine gerek yoktur.
Dar Bant UVB: 311±
3 nm dalga boylarında ışık yayan dar bant emisyonlu monokromatik bir kaynaktır. Daha kısa UVB dalga boylarının eliminasyonu teorik olarak, daha az eritemojenik ve muhtemelen daha az foto-karsinojenik olmalıdır. Dar bant UVB, daha kısa dalga boylarına göre deriye daha derin penetre olmaktadır. Geniş bant UVB eritemi 1-2 günde kaybolurken, dar bant ile oluşan eritem yanıtı bir hafta veya daha uzun sürmektedir.
Dead Sea Therapy ( Heliotherapy )
FOTOKEMOTERAPİ:
PUVA tedavisinin iki ana elemanından biri olan UVA, elektromanyetik radyasyonun bir parçasıdır ve non-ionize bir ışın grubudur.
Çok eski zamanlardan beri Mısır, Çin ve Hindistan'da Psoralen ihtiva eden bitki ekstrelerinin deriyi ışığa karşı hassaslaştırma özelliği dikkati çekmiştir.
Psoralenler kimyasal yapı olarak trisiklik furokumarin yapısında bileşiklerdir. En çok Mısır'da yetişen Amni Majus Linn adlı bitkiden elde edilmektedir.
Bugün Ps. tedavisinde en çok 8-MOP kullanılmaktadır. ( 0.3-0.8 mg/kg, standart doz: 0.6 mg/kg )
PUVA, Psoralen ile birlikte UVA'nın kullanıldığı , tekrarlanan, kontrollü foto-toksik reaksiyonlarla deri hastalıklarının remisyonunu indükleyen bir tedavidir.
Suni UVA yerine, doğal güneş ışığı kullanılırsa, tedavinin ismi PUVA-SOL olarak değişmektedir.
Etki mekanizması hala netleşmemiştir. Antiproliferatif etkisine ilave olarak antiinflamatuar ve immunsupresif etkileri vardır.
PUVA'nın foto-dinamik etkisinin moleküler mekanizmaları; aynı anda gerçekleşen ve birbirinden bağımsız olan iki tipe ayrılır. Her iki etki UVA'nın spektrumunda enerjinin absorbsiyonu ile ilişkilidir.
Tip I; O2'den bağımsız bir reaksiyondur; Psoralen'in DNA'ya kovalent bağlamasına neden olur. DNA çiftleri arasında meydana gelen çapraz bağlar epidermal hc siklusunda Sfazını bloke ederek antiproliferatif etkiye neden olur.
Tip II; O2 bağımlı bir reaksiyondur. Reaktif oksijen ürünlerinin serbest radikallerinin üretimi ile ilişkili indirekt bir reaksiyondur. Hc. Membranının, nukleusun ve sitoplazmik yapıların hasarına neden olabilir. Foto-toksik etkilerden sorumludur.
Mutasyon ve foto-karsinogenez olayları; DNA'ya Psoralenlerin foto-konjugasyonu sonucu olarak görülmektedir.
Ps.'de artan Insulin Like Growth Faktör-1 Reseptörleri PUVA ile normale dönerken, Epidermal Growth Faktör Reseptörlerinde değişme olmaz.
Epidermal ve dermal CD3(+) T Lenfositlerinin yanında CD4(+), CD8(+), IL2R(+) alt grupları da güçlü şekilde baskılanır. CD4(+)/CD8(+) T Lenfositleri oranında azalma olur. Azalan lenfosit aktivasyonu ile uyumlu olarak, epidermal keratinositler tarafından HLA DR ekspresyonu belirgin şekilde azaltılır.
PUVA uyarılmış blast hclerinin IL-2 üretimini ve periferik kan mononükleer hclerin IL-2 yanıtını baskılar.
PUVA tedavisi insan T lenfositlerinde hc siklusu blokunu ve sonrasında apopitozisi selektif olarak indükler.
PUVA dolaşımdaki T ve B lenfositlerinin dağılımını etkileyebilir ve bu dozla ilişkili görülmektedir.
Ps.'de artan monosit ve nötrofil kemotaksisi, PUVA tedavisinden sonra normale döner. Psoriasis Lökotaktik Faktörün aktivitesi inhibe edilir.
PUVA ile tonofilamentlerde ve keratohyalin granüllerinde azalma olur. İntersellüler boşluklarda büyüme olur. Boynuzsu tabakada hiperkromatik nükleuslar, malpighi tabakasında hiperaktif keratinositler gözlenir.
UVA'nın etki spektrumu 320-400 nm arasındadır ama bazı çalışmalar 320-340 nm aralığının daha efektif olabileceğini ifade etmektedir.
UVA'nın dalga boyu uzun, frekansı düşük ve enerjisi daha azdır. Eritemojeniktir, ancak eritem oluşturma özelliği UVB'den 1000 kat daha azdır. Kısa dalga boylu ışınlara göre derinin daha derin tabakalarına penetre olabilir.
Sabit terapötik cevabı sağlamak için terapi süresince UVA dozu aşamalı olarak arttırılır. İki farklı yöntem kullanılır:
Minimal foto-toksik dozun ölçülmesi ile.
Deri foto-tipinin belirlenmesi ile buna uygun ampirik tedavi şekli.
Deri Tipi
Açıklama
UVA Dozu ( J/cm2 )
Tip I
Hemen yanar, asla esmerleşmez.
0.5
Tip II
Her zaman yanar, bazen esmerleşir.
1.0
Tip III
Bazen yanar, ama her zaman esmerleşir.
1.5
Tip IV
Asla yanmaz, her zaman esmerleşir.
2.0
Tip V
Az çok pigmente insanlar ( Çinli, Kızılderili )
2.5
Tip VI
Siyah insanlar ( Afrikalılar, Doğu Hintliler )
3.0
Endikasyonları: 10%'un üzerinde tutulumun olduğu Plak Ps, Guttat, İnvers, Püstüler ve Eritrodermik Ps.'dir. Püstüler ve Eritrodermik Ps.'lerde alevlenmelerden kaçınmak için dikkat gereklidir.
Haftada 2-4 kez uygulanır.
Mutlak Kontrendikasyonları:
Non-melanoma deri öyküsü
Melanom öyküsü varlığı
Göreceli Kontrendikasyonlar:
Melanoma aile hikayesi
KC ve böbrek disfonksiyonu
Çocukluk çağı
Fotosensitivite varlığı
Fotosensitif bir hastalığın varlığı ( LE , Porfiria vb. )
Katarakt varlığı
Önceki Arsenik veya ionize radyasyon öyküsü
Gebelik
İmmunsupresyon varlığı
Yaygın solar hasar
Pemphigus ve Pemphigoid varlığı
Yan Etkiler:
Kısa Süreli Olanlar:
Fototoksik Reaksiyon ( Köbner Fenomeni ) à
(~
Psoralen'in konsantrasyonu ve UVA dozu )
Pruritus ( PUVA'nın neden olduğu deri kuruluğu ) ve Bulantı
Derin deri ağrısı
Başağrısı - Başdönmesi
Keratokonjunktivit
Disoryantasyon
Diare
Klastrofobi
Peroral Dermatit
Akneiform Erupsiyon
Nefrotik Sendrom ve Bronşial Astım alevlenmesi
***Tedavi esnasında Sitokrom p450'yi indükleyen veya inhibe eden ilaçlarla olası etkileşimler akılda tutulmalıdır.
PUVA lentijinleri ( Solar lentigoda melanozomlar büyüktür, dev pigment granülleri gözlenirken; PUVA lentijinlerinde melanositler büyüktür ve melanozomal değişiklikler gözlenir. )
Non-melanom deri ca. riski
. UVA dozu ile mutasyon sıklığı arasında lineer ilişki olduğu gözlenmiştir. Karsinojenik riskin en önemli belirleyicisi olarak kumulatif doz görülmektedir. Psoralenler tek başlama karsinojenik olarak değerlendirilmemektedir.
AML ve prelösemik durumlar.
Katarakt gelişimi ( Psoralenin lenste birikime bağlı olarak ).
Çeşitli immun sistem bozuklukları.
Takip; Düzenli kan sayımı, böbrek ve KC fonksiyon testleri yaptırılmalıdır. 6-12 aylık aralarla göz muayenesi önerilmektedir.
Kombine Tedavi:
Re-PUVA
Dithranol+PUVA
Topikal steroid+UVA
Sitostatik Droglar ile beraber; ciddî Eritrodermik ya da Generalize Püstüler Ps.'de kullanılır.
Diğer Psoralenler:
5-MOP
TMP ( Trimetil Psoralen )
3-Carbethoxypsoralen
Lokal Psoralenler ( 1% 8-MOP Sol., TMP Sol. - Avantajları: Bulantı Æ
- Dezavantajları: Bül, pigmentasyon artışı gibi lokal foto-toksik reaksiyonlar )
SİSTEMİK TEDAVİ
Kortikosteroidler:
Triamsinolon ve Betametazon'un Florlu formları Ps.'de Prednisolon'dan daha etkili.
Tedavinin kesilmesi ile rebound etki gözlenebilir.
Sistemik Steroidler rutin olarak Ps.'de kullanılmamalıdır.
Metoteraksat ( MTX - PO/IM/IV ):
Etki Mekanizması: DHF Redüktazın kompetitif inhibitörü, epidermiste antimitotik aktivite (+), PMN kemotaksisini inhibe eder.
MTX, haftalık sıklıkla, iki haftada bir, tek doz uygulanır. Max.: 4-8 hafta, 15-20 mg. PO, 25-50 mg. IV/hafta )
Tedavi süresince ve sonrasında Böbrek, KC ve kemik iliği fonksiyon testleri çok önemlidir.
Kontrendikasyonları:
Anemi, trombositopeni ve lökopeni
Aktif infeksiyon
Peptik Ülser
Ülseratif Kolit
Alkolizm
İmmun Yetmezlik
Hamilelik, laktasyon
Güvenilmeyen hastalar ve çocuklar
Toksik Etkiler:
Geçici anoreksia, bulantı, dispeptik ağrı, diare
Başağrısı ( Patlama tarzında )
Ps. plağında yanma hissi
Kemik İliği'nde: Lökopeni, Trombositopeni, Folat eksikliği ve Megaloblastik Anemi
AML, SCC, Multiple BCC ve B-Cell Lenfoma ile ilişki.
6-Tioguanin:
Kİ toksisitesi
KC enzimleri
ama hepatik fibroz yapmaz.
Azotioprin:
Ps.'de kullanımı ile ilgili fazla bilgi yok.
2.5 mg/kg/gün
Yan Etkileri:
Libido ¯
Bulantı - Kusma
Kİ depresyonu
Teratojenik
Hepatotoksik
Malignite Gelişimi
Kontrendikasyonları:
Çocuklar ve gebeler
Kronik infeksiyon hastalıkları
DM
Tümör varlığı ya da kendi veya ailesinde tm hikayesi
KC ve AC hastalıkları
Cyclosporin A ( CyA ):
T Hclerini inhibe ederek Ps. üzerinde etkili olduğu düşünülmekte.
PO olarak sadece ciddi hastalığı olanlarda tercih edilmeli.
2.5 mg/kg doz eşit olarak ikiye bölünerek bir günde uygulanır.
Kontrendikasyonları:
Renal Disfonksiyon
Kontrolsüz HTN
Mevcut ve geçirilmiş malignancy
Epilepsi
Akut infeksiyonlar
Hamilelik, laktasyon
İmmunsupresif Tedavi
Nefrotoksinlerle birlikte tedavi
Hipersensitivite
Relatif Kontrendikasyonları:
KC Fonksiyon bozukluğu
Malabsorbsiyon
İlaç ve alkol bağımlılığı
Yan Etkileri:
Doza bağımlı HTN
Nefrotoksisite
Malignite riski.
RETİNOİDLER:
* Vitamin A'nın epitelyal diferansiasyon üzerine etkisi iyi bilinmektedir. Eksikliği kutanöz hiperkeratoz ve müköz membranlarda skuamöz metaplaziye neden olur.
Etretinate:
0.5-1 mg./kg./gün
Ps. Vulgaris
Eritrodermik Ps.
Exfoliatif ve Plak Ps.
Ps. Vulgaris daha az cevap verir ve sıklıkla şunlarla kombine edilir.
MTX
Kortikosteroid Krem
Dithranol
Katran
SUP
PUVA
Yan etkiler:
Lipofilik olup subkutiste progresif olarak birikir.
Ragatlar, palmoplanter deskuamasyon, deride yanma hissi
Eklem tutukluğu ve sinovit
Gece körlüğü
Etretinate, Generalize Püstüler Ps.'de oldukça değerlidir.
Kontrendikasyonları:
Aktif KC Hastalığı
Hiperlipidemi varlığının bilinmesi
İsotretionin(13-cis Retinoik Asit):
Generalize Püstüler Ps.'de değerli bir ajan
Kronik Plak tipi Ps.'de Etretinate'dan daha az etkili.
Acitretin:
Etretinate'ın aktif bir metaboliti
Etkinlik à
Acitretin º
Etretinate
Tolarance à
Etretinate > Acitretin
25-50 mg./gün ( 0.66 mg./kg/gün )
Re-PUVA oldukça avantajlı.
DİALİZ:
İlk olarak 1976'da Ps.'li üremik bir hastanın dializ ile Ps. lezyonlarının gerilmesi sonucu bildirilmiş.
Peritenoal dializ, hemodializden daha fazla effektif.
Mekanizması açık değil.
Başarı oranları da değişken.
Diğer Tedavi Şekilleri:
5-Lipooksijenaz İnhibitörleri ( PO Benoksoprofen, Topikal Lonapalen, PO Sulphasalazine ve Topikal 5-Aminosalisilik Asid )
Balık yağı
Zidovudine ( AZT - AIDS ile birlikte görülen Ps.'de diğer ajanlarla kombine )
Fumarik Asit Deriveleri ( Dimetil Fumarat ve Monoetil Fumarat - Özellikle Almanya'da kullanılır. Doz artırılarak max. 1.29 gr/gün'e çıkılabilir. Flushing, diare, bulantı ve reversible KC bozukluğu, lökopeni ve lenfopeni ile eozinofili sık gözlenir. )
Tazarotene ( 0.05-0.1% gel - Asetillenmiş Retinoid, Ps.'in topikal tedavisinde kullanılmakta olup doza bağımlı deri irritasyonu görülmekte. )
IV Somatostatin
Diğer immunsupresifler ( Tacrolimus vb. )
Antibiotikler ( Özellikle Generalize Püstüler Ps.'de )
Antimalaryaller ( Psoriatik Artropati'de Kolşisin kullanılabilir. )
Sedatifler
Antiflojistikler ( Özellikle Psoriatik artropatide )
Alternatif Tedaviler ( Akupunktur, Biofeedback, Diet programları, ... )
Maternal Toksisitenin Fetal Gelişim Üzerine Zararı
Fetal Sonuç
Topikal Tedaviler
Katranlar
+
?
-
+
Dithranol
-
-
metabolitleri?
-
+/-
Doğal Kortikosteroidler
-
-
-
-
Sistemik Steroidler
-
+/-
+
+
Vitamin D Deriveleri
-
+
+ ( Hiperkalsemi )
+
Nitrogen Mustard
++
-
+
++
Sistemik Tedaviler
PUVA
+1
?
-
+/-
Retinoidler
-
+++
-
+++
MTX
++
+++
+2
+++
CyA
-
-
+2
+
1 --- Sadece deri için
2 --- Zaman ve doz bağımlı
Topikal ve İntralezyoner Tedavi:
Etkinlik
Remisyon
Olası Yan Etkiler
Açıklama
Emollients
+
+
+A
---
Topikal Steroidler
Zayıf Etkili
+
+
+AB
ab
Orta Etkili
++
+/++
++AB
abcd
Güçlü Etkili
+++
++
+++AB
abcdf
İntralezyoner Steroidler
+++
+++
++C
bc
Katran
++
++
+ADE
def
Anthralin
++
++
++ADE
df
Keratolitikler
+
+
+AE
cd
Diğer*
Etkinlik; +,zayıf; ++,orta; +++,güçlü.
Remisyon;+,<1 Ay; ++,1-3 Ay; +++,>3 Ay.
Olası Yan Etkiler; +,zayıf; ++,orta; +++,ciddi. A, Uygunsuz; B, Topikal steroidler sistemik ya da lokal yan etkilere yol açabilir: yanma, irritasyon, kaşınma, acıma, eritem, folikülit, deri atrofisi, telenjiektazi, hipertrikoz, akneiform erupsiyonlar, hipopigmentasyon, perioral dermatit, allerjik kontakt dermatit, maserasyon, sekonder infeksiyon, stria, miliaria, HPA axis supresyonu, hiperglisemi, hiperglisüri, Cushing Sendromu bulguları; yan etkiler potans yükseldikçe artmaktadır; C, Ağrı,rahatsızlık, atrofi, telenjiektazi ve hipopigmentasyon; D, Leke; E, İrritasyon
Açıklama:a, Taşiflaksi; b,Yüksek potens, tedavi süresi ve total dozla ilişkili olarak yükselen steroid yan etkileri; c, Çocuklarda kullanımı sınırlayan sistemik emilim ihtimali; d, Göz ve intertriginous bölgelerde çocuklarda kullanımdan kaçınma; e, Artmış fotosensitivite; f, Vücut kıvrım yerlerinde kullanmaktan kaçınma.
Etkinlik ve Remisyon:
+, parsiyel temizleme; ++, parsiyel temizleme ve kısa remisyon ( 1 Ay ); +++,Tam
temizleme ve kısa remisyon ( 1 Ay ); ++++, total temizleme ve uzun remisyon
( Aylar-Yıllar )
Hasta Takibi( Hasta ve Lab. ):+, haftalıktan aylığa; ++, aylıktan her altı aya
Olası Yan Etkiler:+,zayıf; ++,orta; +++,ciddi. A, Pruritus, güneş yanığı, Koebner Fenomeni, foto-yaşlanma, yükselmiş deri kanseri; B, Pruritus, foto-yaşalanma, PUVA'nın induklediği benekler, yükselmiş deri kanseri ve katarakt riski; C, Bulantı, Kİ depresyonu, renal yetmezlik, ülseratif stomatit, KC fibrozu, siroz; D, Kİ depresyonu; E, Mukozalarda kuruluk, saç kaybı, hiperostosis, hipertrigliseridemi, hiperkolesterolemi, hepatit, siroz, okuler ve teratojenik değişiklikler; F, Diğer.
Açıklama: a, Nadir durumlar hariç çocuklarda kullanılmamalı; b, Gebelerde kontrendike; c, Doğum yapma çağındaki kadınlar uyarılmalı; d, Periyodik deri kanseri takibi; e, Diğer tedavi şekilleri ile kombine kulanılabilir; f, Ev fototerapisi gerekli önlemler alınarak sadece doktor gözetiminde uygulanır. PUVA evde tek başına kullanım için uygun değildir; g, Tek başına UVB, tek başına UVA'dan daha efektiftir.